| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

sağlık, fıtık, bel ağrısı, boyun ağrısı, kalp hastalıkları, diyabet

sağlık, fıtık, bel ağrısı, boyun ağrısı, kalp hastalıkları, diabet, diyabet

Yazılar

İştahınızı kesecek yöntemler


SU İÇMEK KENDİNİZİ TOK HİSSETMENİZ BAKIMINDAN ÖNEMLİ. AYRICA VÜCUDUNUZ SUSUZ KALDIĞINDA ÇOĞU ZAMAN AÇLIK HİSSİNE BENZER SİNYALLER GÖNDERİYOR. BOL SU İÇMEK, BEDENİNİZİN SU İSTEDİĞİ ZAMANLARDA YEMEĞE YÖNELMENİZİ ENGELLEYECEKTİR.

EGZERSİZLERİNİZ ZORLAŞTIKÇA VÜCUT ISINIZ ARTAR VE DAHA FAZLA KALORİ YAKMAYA BAŞLARSINIZ. BÖYLECE EGZERSİZİ TAKİP EDEN BİRKAÇ SAAT BOYUNCA İŞTAHINIZ BASTIRILMIŞ OLUR.

ÖĞÜN ARALARINDA DAYANILMAZ ATIŞTIRMA DUYGUSUNU DİŞLERİNİZİ FIRÇALAYARAK ERTELEYEBİLİRSİNİZ.

Acıktıran Yiyecekler


GREYFURT: DİYET YAPIYORSUNUZ UZAK DURMANIZ GEREKENLERDEN BİRİ DE GREYFURTTUR. KANSERE KARŞI KORUYUCU OLAN GREYFURDUN KÖTÜ YANI İŞTAH AÇICI ÖZELLİĞİNİN DE BULUNMASIDIR.

KARALAHANA: KARACİĞER VE BAZI KAN KANSERİ TÜRLERİNE DE İYİ GELEN KARA LAHANA, AYRICA İYİ BİR İŞTAH AÇICIDIR.

PATATES: PATATESİN YAPISINDA BULUNAN BİLEŞİKLER KAN BASINCINI DÜŞÜRÜCÜ ETKİ GÖSTERİR; BU ENDENLE GLİSEMİK ENDEKSİ YÜKSEK OLAN YİYECEKLER ARASINDA BULUNAN PATATES, ÖZELLİKLE KIZARTMA ŞEKLİNDE PİŞİRİLİRSE ÇOK ÇABUK ACIKMANIZA NEDEN OLUR.

KIRMIZI BİBER: KOLESTEROLÜ ÖNLEYİCİ ÖZELLİĞİ BULUNAN KIRMIZI BİBER İŞTAH AÇAR. BU NEDENLE ACI BİR YEMEK YEDİĞİNİZDE DOYDUĞUNUZU ÇOK KOLAY ANLAYAMAZSINIZ.

NOHUT: MİDEYİ TEMİZLEYEREK İŞTAH AÇAN NOHUT, SAĞLIK AÇISINDAN YARARLI OLSA DA KİLO VERİRKEN ÇOK FAZLA TÜKETİLMEMESİ GEREKEN BİR KURUBAKLAGİLDİR.

İNCİR: KİLO ALDIRICI ÖZELLİĞİ BULUNAN İNCİR İŞTAH AÇAR, BU NEDENLE DİYET DÖNEMİNDE YEMENİZ TAVSİYE EDİLMEZ.

HAVUÇ: HAVUCUN KALORİSİ VE GLİSEMİK ENDEKSİ DİĞER SEBZELERE GÖRE DAHA YÜKSEKTİR. BU NEDENLE ACIKTIRICI ÖZELLİĞİ OLAN HAVUCUN DİYETLERDE BULUNMAMASI GEREKİR.

TUZ: TUZ İŞTAH AÇICI ÖZELLİĞE SAHİPTİR. ÇOK TUZLU BİR BESİNİN ARDINDAN TATLI YEME İSTEĞİNİN DOĞMASI, KAN ŞEKERİNİZDEKİ DALGALANMALAR YÜZÜNDENDİR. ÖZELLİKLE DİYETTE TÜKETİMDEN KAÇINILMALIDIR.

TARÇIN: KOKUSUYLA ÖZELLİKLE TATLILARIN VAZGEÇİLMEZİ OLAN TARÇIN DA ÇOK ÇABUK ACIKTIRAN BAHARATLARDANDIR.

MISIR: GLİSEMİK ENDEKS DEĞERİNİN YÜKSEK OLMASI NEDENİYLE KAN ŞEKERİ SEVİYESİNİ YÜKSELTEN MISIR, YENDİKTEN SONRA AÇLI8K HİSSİ UYANDIRIR. BU NEDENLE DİYET YAPANLARIN UZAK DURMASI GEREKEN BİR BESİNDİR.

Topuklu ayakkabıya dikkat


Kemikleri bozuyor, yürüme zorluğuna neden oluyor..

Güzel ve şık görünmek uğruna giyilen dar, sivri burunlu ve topuklu ayakkabılar; özellikle 40′lı yaşlardan sonra kadınların ayaklarında kemik çıkıntısına neden oluyor. Kadınlarda en sık görülen ayak sorunu ‘halluks valgus’ adını taşıyor. Ayağın genişlemesi ve kemikte çıkıntı oluşması sonucunda meydana gelen sorun, yürümeyi eziyet haline getiriyor. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Erdem Bagatur, bu sorun ve tedavisi hakkında bilgiler verdi:

ÇIKINTI OLUŞUYOR

* Halluks valgus nedir ?
Ayak başparmağının kendiliğinden ve kalıcı olarak dış yana doğru yönlenmesi, başparmağın tarak kemiği ile eklem yaptığı bölgede, ayağın iç yanında ağrılı bir kemik çıkıntısının oluşması ve tarak kemikleri bölgesinde ayağın genişlemesi ile kendini belli eden bir ayak hastalığıdır. Ağrı, yürümeyi güçleştirir. Ayağın genişlemesi ve kemik çıkıntısı da ayakkabı giymeyi zorlaştırır.

AMELİYAT ŞART!
* Kimlerde görülür ?
Herkeste görülebilir; kadınerkek ayrımı yapmaz. Bazı insanlarda ayaklarının şekli ile ilgili özelliklerden dolayı, doğuştan halluks valgusa eğilim vardır. Dar, sivri burunlu ve topuklu ayakkabıların halluks valgusa yol açtığı bilinmektedir. Bu nedenle, özellikle kentlerde yaşayan, sivri burunlu ve topuklu ayakkabı giyen kadınlarda daha sık görülür. Yıllarca bu tür ayakkabılar giyen kadınlarda, özellikle 40′ yaşlardan sonra görülür. Bazen genç yaşlarda da ortaya çıkabilir.

* Tedavisi nedir ?
Ameliyattır. Bu ameliyatları epidural anestezi yöntemiyle yapıyoruz. Hastaların ameliyat sonrasında ağrısı olmuyor. Hasta hastanede bir gün kalıyor ve ertesi gün ev içinde yürümeye başlıyor. 20 gün içinde de sokağa çıkabilir hale geliyor. Uygulanan çok sayıda ameliyat var. Hastaya hangi ameliyatın yapılacağına onun yaşına, sosyal durumuna, ayağının anatomik özelliklerine ve hastalığının ne kadar ilerlemiş olduğuna göre karar verilir.

* Ameliyattan sonra sorun tekrarlar mı ?
Doğru seçilmiş ve doğru uygulanmış bir ameliyat ile kesinlikle tekrarlamaz. Hastalar daha rahat ayakkabı giyerler ve daha rahat yürümeye başlarlar.

* Yüksek topuklu ayakkabıyı az giyin.
* İşe giderken topuklu giymek zorundaysanız, yanınızda mutlaka topuksuz bir ayakkabı da götürün.
* En azından, işyerine gidiş ve gelişlerde topuksuz ayakkabı kullanın.
* İşyerindeki molalarınızda bacak kaslarınızı esnetmeye çalışın.
* Akşamları ayaklarınızı ılık suda 5-10 dakika dinlendirin ve masaj uygulayın. Bu, ayağınızdaki dolaşımı düzenler.
* Ayak, bacak, uyluk ve bel kaslarınıza yönelik esnetme egzersizleri yapın.
Ayakkabılarınızı akşama doğru alın. Gün boyu ayaklarınıza yük bindiği için akşama doğru ayaklar şişer ve genişler. Akşam alınan ayakkabı rahat ise, gün boyu giydiğinizde de sizi rahatsız etmez.
* Ayakkabı alırken her iki ayağa da denenmeli. Çoğu kişide, iki ayağın boyu aynı değildir.
* Burkulmaları önlemek için geniş ve kısa topukları tercih edin. Ayakkabının topuk yüksekliği 2.5 cm’yi aşmamalıdır.
* Parmaklarınızın şeklini korumak için, sivri burunlu ayakkabılardan kaçının.
* Ayağınızın hava almasına izin veren köseleyi tercih edin. Naylon ve benzeri ayakkabılardan uzak durun.
* Büyük ya da sıkan ayakkabı giymek çok sakıncalıdır. Ayakkabıyı deforme eder.

Sabah

Çocuklarda anemi


Çocuklarda sık görülebilen aneminin belirtileri sinirlilik, halsizlik ve güçsüzlük olarak kendini gösterir. Anemik vakaların çoğu çok kolay tedavi edilebiliyor. Bu nedenle çocuğunuzu düzenli olarak doktora götürmek konusunda hassas olun.

Anemi yeterli kırmızı kan hücreleri veya hemoglobinin olmaması sonucu meydana gelir. Kırmızı kan hücreleri veya hemoglobinler oksijeni vücuttaki diğer hücrelere taşır. Vücut hücreleri yaşamak için oksijene ihtiyaç duyar. Çocukların anemik olması Vücudunda yeterli kırmızı kan hücresi üretilmemesi kırmızı kan hücrelerinin kanama ile kaybedilmesi kırmızı kan hücrelerinde yeterli  hemoglobinin olmaması nedenlerinden birisi ile ilişkilendirilebilinir. Hemoglobin önemlidir. Çünkü kırmızı kan hücrelerinin vücuttaki diğer hücrelere oksijen taşıması dışında artık maddelerin (karbondioksit CO2) içinde gerekli özel bir maddedir.

Anemi tipleri

Demir eksikliği anemisi çocuklarda en çok karşılaşılan anemi tipidir. Diyette demirin yetersiz alınması bu duruma neden olur. Vücut hemoglobin üretmek için demire ihtiyaç duyar. Eğer çok az demir varsa kırmızı kan hücreleri için yeterli hemoglobin sağlanamaz.

Kanama tehlikesi

Özellikle 1 yaşından önce inek sütü verilen bebeklerde anemi görülme oranı çok yüksektir. Bunun nedeni inek sütünde çok az miktarda demir bulunmasındandır. Ayrıca bebeklerin inek sütünü sindirebilmesi zordur. İnek sütü bebeklerin bağırsaklarını tahriş ederek küçük kanamalara neden olabilir. Bu kanama kırmızı kan hücrelerinin sayısını düşürür ve anemiye neden olur. Ayrıca diyet de diğer besinlerin eksikliği de anemi için nedenlerdendir. Folik asidin çok az miktarda alınması da anemiye neden olabilir. Bazı durumlarda ve nadir olarak B12, E vitamini ve bakırın da diyette az alınması anemiye yol açabilir.Kırmızı kan hücreleri kolayca yıkıldığında Hemolitik anemi oluşur. Orak hücre anemisi de bilinen diğer bir anemi tipidir.Bunlar dışında talasemi de çok sık rastlanan diğer bir hemolitik anemidir. Eğer ailenizde talasemi öyküsü varsa mutlaka pediatristinize bu durumu söylemelisiniz. Bu şekilde hekiminiz gerekli testleri yapabilecektir.

Anemi birçok belirti verebilir

Soluk, kül rengi deri ve tırnakların normalden daha az pembe olması

Şiddetli halsizlik
Kolay yorulma
Sinirlilik

Beslenmeye dikkat

Demir ile sütü birlikte vermek demirin emilimini azaltacağından tercih edilmemelidir. C vitamini demir emilimini artırıcı etki gösterir. Demir desteği kullanılıyorsa bir bardak taze sıkılmış portakal suyu emilimi artırması için içilmelidir. Sıvı demir destekleri dişlerin rengini gri tonuna çevirebilir. Bu sebeple demiri aldıktan sonra mutlaka ağız bol su ile çalkalanmalıdır.

Şiddetli anemi durumu olan çocuklarda

Kısa nefes alıp verme
Hızlı kalp atımı
El ve ayaklarda terleme görülebilir.
Hemolitik anemili yeni doğanlarda ise sarılık olma durumu ile çok sık karşılaşılır.
Diyetlerindeki demiri alımını sınırlı hale getiren çoğu çocuk buz, çamur, toprak, kil ve benzeri farklı şeyler yiyebilirler. Buna pika denir. Bu durum çok zararlı değildir ancak çocuğunuz zaman zaman toksik etki yaratabilecek (örneğin boya gibi) maddeler yiyebilir. Bu durum kesinlikle engellenmelidir. Bu tip belirtiler çocuğunuzda da varsa mutlaka bir pediatrist ile görüşmelisiniz. Çok kolaylıkla yapılan kan testi tedavi sürecinde önemlidir.

Aneminin tedavisi

Çok çeşitli anemi türleri olduğundan bahsettik. Bu nedenle tedavinin başarısı için hangi tür anemi olduğunu belirlemek önemlidir. Kesinlikle çocuğunuzu vitamin mineral suplemanlarıyla, demir haplarıyla tek başınıza tedavi etmeye çalışmamalısınız. Mutlaka önce pediatrist ile görüşmelisiniz. Ayrıca demir ilaçlarının bazı yüksek doz alımları da 5 yaş altındaki çocuklar için zehirli etki yaratabilir.

Anemiyi önlemek

Demir yetersizliği anemisi ve diğer tüm anemi tipleri kolayca önlenebilir. Çocuğunuzun mutlaka doğru ve dengeli bir beslenme planı uygulayıp uygulamadığından emin olmalısınız. Ayrıca; Çocuğunuza kesinlikle 1 yaşından önce inek sütü vermeyin
Anne sütü alan bebeğinizi katı gıdalara geçince demiri yüksek veya demir ile zenginleştirilmiş yiyeceklerle besleyin.
Eğer bebeğinizi Formula mamalar ile besliyorsanız demir ilave edilmiş olanları tercih edebilirsiniz.
Yumurta sarısı, kırmızı et, patates, domates, pekmez ve kuru üzüm demirce zengin besinlerdir.

Apandist ağrısı nasıl farkedilir?


Apandist ağrısı nasıl farkedilir?


Bilinen bir şeyde vücudun yaşayabilmesi için kör bağırsak gerekli değildir. Kör bağırsağın akut iltihabına apandist adı verilir.

Kör bağırsak silindire benzer kalın bağırsakta, karnın sağ alt bölümünde oluşur. Bunun vücuda ne gibi bir yarar sağladığı anlaşılmamıştır ama antikor ürettiği ve lenf dokusu içerdiği bilinmektedir.

Kör bağırsağın bu şekilde iltihap salgılaması oldukça zararlıdır. Böylece karın zarı iltihaplanır. Kör bağırsağın patlama ihtimali de vardır. Bu gibi durumlar ölüme neden olabilir. Bu durum bir çok insanda görülebilirken, henüz bebeklik çağında olan çocuklarda görülmemektedir.

Apandistin tehlikeli olup olmadığını anlamak için:

-Ağrının merkez noktası karnın sağ alt tarafıdır ama ağrı ilk olarak göbek çevresinden başlar ve daha sonra yayılma gösterir. Bazen sırtta da ağrı gözlenebilir.

-Ağrılarla birlikte mide bulantısı ve kusma, görülür.

-Tuvalet ihtiyacını karşılarken ağrı hissedilir.

-Ateş bazı kişilerde az olmakla birlikte bir takım hastalarda da şiddetli olduğu görülmüştür.

-İshal ya da kabızlık görülür.

-Ağrı ve ateş şiddetlendiğinde apandist deliğinin büyüdüğü görülür.

Apandist patlamasıyla oluşan iltihap salgısı, enfeksiyona neden olarak buranın şişmesi ve bu şekilde de apandist ağzının tıkanmasıyla oluşur. Mukozodaki ödem, dışkı parçaları ve buna benzer cisimler apandistin tıkanmasına yol açabilir.

Vücutta apandist olduğunu anlamak pek kolay değildir, karında oluşan bir çok hastalıkla apandisit karıştırılabilmektedir. Bu tanı koyulmadan önce yeterli araştırma yapılmalıdır. Bu sorun ameliyatla giderilmektedir. Ameliyat sonrası bu bölge oldukça temiz tutulmalıdır.

Tanı koyulmadan önce şunlara dikkat etmek gerekir:

-Tomografi ya da ultrason kullanılması kesin sonuç almak için yararlı olacaktır.

-Doktor parmakla anüs muayenesi yapabilir.

-Apendistin iltihaplı olduğunu sağ alt karın bölgesinin sertleşmiş olmasından anlayabiliriiz.

-Lökosit sayısının kanda artış göstermesi de bir belirtidir.

Apandisit oluşumundan şüphelendiğinizde yapmamanız gerekenler:

-Ağrı kesici almak

-Karına sıcak havlu ya da su koymak

-Katı ya da sıvı besin almak

-İshal ya da kabız olduğunuz için ilaç almak

Bu belirtiler apandistin alınmış olmasına rağmen görülüyorsa başka bir rahatsızlık olabileceğinden doktorunuzla görüşmelisiniz.

Alzheimer düşmanı meyveler


Bu hastalığa yakalanmamak için tüketilmesi gereken 3 meyve...

Alzheimer a yakalanmamak için antioksidan içeren 3 meyveyi her gün yemek gerek

İngiltere de yapılan bir araştırma, antioksidan içeren meyvelardan elma, muz ve portakalın alzheimer ve parkinson gibi beyin fonksiyonlarını etkileyen ya da yavaşlatan hastalıkları önlediğini ortaya çıkarttı.

Çalışmayı yapan Profesör Chang Lee, Batı da ünlü olan bu 3 meyveyle yapılan günlük dietin stres altındaki bünyelerde sinirleri kontrol edip ve düzenlediğini açıkladı.

Alzheimer hastalığının aşırı stres sonucu ortaya çıktığı biliniyor.

Migreni tetikleyen gıdalar


250 gıdayı inceleyip migreni tetikleyen gıdaları belirlediler.

Türkiye Nörolojik Bilimler Vakfı Başkanı Prof.Dr. Mustafa Ertaş, Türkiye olarak dünyada ilk kez yaptıkları bir çalışmayla 250 gıdayı incelediklerini ve migreni tetikleyen gıdaları belirlediklerini söyledi.

Ertaş, çalışmanın sonuçlarıyla ilgili şunları anlattı:

"Örneğin peynir, deniz ürünleri ve baklagillerin insanlarda baş ağrısını tetiklediğini bulduk. Tabi insandan insana bu durum değişiyor. Kimi insanın inek sütü içtiğinde, kimi insanın, tuz yediğinde migreni tetikleniyor. Bunu tespit edebilmek için artık gıda testi uyguluyoruz. Bu testle kişinin gıdalara olan duyarlılığını buluyoruz ve o yiyeceklerden kişiyi uzak tutuyoruz. Migren ağrısı başlamaya yakın kişide tatlı yeme isteği doğurur ve kişi çikolata ya da diğer tatlı türlerinden yer. Birkaç saat sonra ise başı ağrımaya başlar. Bu da sanki çikolata, tatlı, migreni tetikliyormuş izlenimi yaratır. Oysa bu doğru değil."

İdeal uyku 7 saat olmalı


Kanada'da yapılan bilimsel bir araştırma, ideal uykunun 7 saat olması gerektiğini ve bu saatten az ya da fazla uyumanın şişmanlığa sebep olduğunu ortaya koydu.

Kanada'nın Quebec eyaletindeki Laval Üniversitesi profesörlerinden Jean-Philippe Chaput'nun Amerikan Uyku Hekimliği Akademisi Dergisi'nde yayımlanan bilimsel araştırmasının sonuçları uyku konusunda yeni açılımlar getirdi.
 
Uykunun insan hayatı üzerindeki etkileri ile ilgili olarak 7 yıla yakın süre yaşları 21 ila 64 arasında değişen 276 kişi üzerinde araştırmalar yapan Jean-Philippe Chaput, 6 yıl boyunca 7 saatten az uyuyan deneklerin 1.8 kilogram ve 7 saatten fazla uyuyan hastalarının da 1.4 kilogram şişmanladıklarını tespit ettiğini açıkladı.

Jean-Philippe Chaput, günlük 7 saat uyuyan hastalarında ise kilo kaybı ya da kazanımı olmadığını belirttiği araştırma sonuçlarında, çok az ya da çok fazla uyumanın hormon dengesini değiştirdiğini ve aşırı iştahı tetiklediğini kaydetti.

Chaput, 7 saatten az ya da çok uyumanın obezite denilen şişmanlık hastalığına da neden olduğunu belirterek, özellikle günlük 5 saat uyuyanların midelerinde acıkma hissine sebep olan "grelin hormonunun" aşırı salgılandığının saptandığını, bunun da vücutta aşırı yağlanma ve kilo almaya yol açtığını vurguladı.

CNNTürk

Yağlanmayı süt ve yoğurtla önleyin


Diyetteyseniz bu besinleri ihmal etmeyin…

Yapılan araştırmalar diyette süt ve yoğurt tüketmenin yağ yakımını artırdığını, yağlanmayı engellediğini gösteriyor. Kemik sağlığı için de bu besinleri tüketmek şart.

Kilo vermek için iyi yollardan biri de ne yediğini deftere yazmak. Böylece sandığınızdan daha fazla şey yediğinizi görecek, kendinizi daha kolay frenleyeceksiniz. Diyetisyen Selma Önelge Gür, kilonun sorumlusu olarak gösterilen ekmeğin diyetten çıkarılmaması gerektiğini belirterek, “Her gün 30 dakika aktif olacağınız bir hobi belirleyin ve yapın” önerisinde bulunuyor. Önelge’nin diğer önerileri ise şöyle:

Besinleri iyi tanıyın: Doğada 40 binden fazla besin var ve bu besinler, birbirine benzer yönleri göz önüne alarak altı grupta toplanır. Bunlar, tahıllar (ekmek, pilav, çorba, bisküvi, kestane, patates, kuru baklagiller vb.), et ve türevleri (kırmızı et, balık, tavuk, hindi, peynir, yumurta vb.), sebzeler (yeşil, kırmızı, mor, turuncu vb.), meyveler, yağlar (zeytin, ceviz, fındık, sıvı yağlar) ve şekerlerdir.
Kilo vermeye çalışmak, tatsız tuzsuz yiyeceklerle beslenmek, hamur işinden, tatlıdan uzak durmak demek değildir. Sağlıklı zayıflama programlarında yasak yoktur. Önemli olan hangi yiyeceği neyin yerine, ne kadar yenebileceğine karar verebilmektir. Bu bilinç besin gruplarını tanımakla oluşur. Bunun için şu kurallara dikkat edin:

Çeşitlilik ve denge yaratın: Bir öğünde bütün besin gruplarından en az bir porsiyon da olsa bulundurulmalı. Örneğin öğle yemeğinde yiyeceğiniz ‘1 kâse çorba, 1 tabak etli sebze yemeği ve yoğurt’ hemen her gruptan besin almanızı sağlar.

Ölçülü olun: Bir tencere sebze yemeğine iki yemek kaşığı sıvı yağ koyun. Yemekte mesela iki dilim ekmek yiyin (bölerek yediğiniz ekmeğin ölçüsünü bilemezsiniz).

Yediklerinizi kaydedin: Yemek yedikten sonra ajandanıza hangi saatte, ne yediğinizi ve ne kadar yediğinizi yazın. Her yediğinizi düzenli olarak kaydedin. Gün sonunda kendinizi değerlendirin. Birçok kişi “Çok yemiyorum ama neden kilo alıyorum?” sorusunu sorar. Oysa üç gün yediklerini kaydettikten sonra cevabı nedense kendileri verirler.

Fiziksel ativitenizi artırın: Günlük 30 dakika aktif olacağınız bir hobi edinilmesi yaşamı daha keyifli kılar. Örneğin markete yürüyerek gitmek, dans etmek, bisiklete binmek, yüzmek, köpek gezdirmek… Bu öneriler de arttırılabilir ama herkes kendi aktivitesini zevk aldığı şeylerden seçebilir.

Aç kalmayın: Eğer öğün atlıyorsanız, kahvaltı etmiyorsanız ve geçiştirmelerle öğününüzü unutuyorsanız bunu bugün bırakın, günde üç ana öğün ve üç ara öğün tüketin.

Günde iki-üç litre su için: İnsan vücudunun yüzde 60-70′i sudur. Bol çay ve kahve içerek su ihtiyacı karşılanmaz. Zayıflama çayları sadece su kaybettirir. Böylece zaıfladığınızı düşünürsünüz. Vücut kaybettiği sıvıyı yerine koyduğunda kilolar geri alınır. Meydana gelen bağırsak tembelliği de cabası. Uzun dönemli zayıflama çayları kullanımı, bazı kronik bağırsak hastalıklarına yol açabilir.

Süt ve yoğurdu ihmal etmeyin: Yapılan araştırmalar diyetle yeterli kalsiyum alındığında yağ yakımının arttığını ve yağlanmanın engellendiğini ortaya koyuyor. Hem kemik ve eklem sağlığınız hem de kilo kontrolünüz için yağı alınmış süt ve ürünlerini diyetinizden eksik etmeyin.

Ekmeği diyetten çıkarmayın: Ekmek tek başına şişmanlığın nedeni değildir. Zayıflama programlarında yeterince ekmek seçenekleri bulunmuyorsa sağlıklı kilo veremezsiniz. Rafine edilmiş undan üretilen beyaz ekmek sadece boş enerji verir.
Lif oranı yüksek zengin ekmek çeşitleri size kronik hastalıklara karşı korunmada destek sağlar.

Alıntı: Hatice Yaşar/Radikal

3 kişiden biri hipertansiyondan çekiyor


Hipertansiyonu düzensiz beslenme, stres, alkol ve sigara kullanımı tetikliyor

Türkiye’de her 3 yetişkinden birinde görülen hipertansiyon hastalığının, farkına varılmaması halinde kalp rahatsızlıkları başta olmak üzere, felç, görme bozukluğu, böbrek yetmezliği, damar sertliği gibi birçok hastalığa zemin hazırladığı bildirildi.

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Nefroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Karayaylalı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kan basıncının normalin üzerinde seyretmesiyle ortaya çıkan hipertansiyonun, ölümcül bir hastalık olduğunu söyledi.

Türkiye’de 15 milyon kişinin hipertansiyon hastası olduğunu bildiren Prof. Dr. Karayaylalı, 18 yaşını doldurmuş her 3 kişiden birinde bu hastalığın görüldüğünü ifade etti.

Şişmanlık, tuz, alkol ve sigara tüketimi ya da stres gibi faktörlerin yanı sıra yaş, cinsiyet ve ailesel yatkınlık gibi faktörler nedeniyle de
hipertansiyonun ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Karayaylalı, şöyle dedi:

”Hastalık hiç bulgu vermeden aniden ortaya çıktığı ve ölümcül olduğu için, ’sessiz katil’ diye adlandırılıyor. Farkına varılmaz ve tedavi
edilmezse kalp rahatsızlıkları başta olmak üzere, felç, görme bozukluğu,böbrek yetmezliği, damar sertliği gibi birçok hastalığa neden oluyor.”

Prof. Dr. Karayaylalı, önemli bir halk sağlığı problemi olan hipertansiyonun, diğer hastalıklara yol açmadan engellenmesi gerektiğini
belirterek, şunları kaydetti:

”Düzensiz beslenme, stres, sigara ve alkol tüketimi ile aşırı tuz kullanımı hipertansiyonu tetikliyor. Önceki yıllarda 50-60 yaş arası
görülen hastalık şimdi 18′li yaşlara kadar, hatta yeni doğan bebeklerde bile görülebiliyor. Prof. Dr. İbrahim Karayaylalı ve birçok ürün toplumda hipertansiyonlu sayısını artırıyor.”

-”TANSİYONUNUZU MUTLAKA ÖLÇTÜRÜN”-

Prof. Dr. Karayaylalı, hipertansiyonun yaygın ve öldürücü bir hastalık olmasına rağmen tanısının çok kolay olduğunu ve tedavisinin
yapılabildiğini, tansiyon aleti ile hastalığın öğrenilebileceğini ifade etti. Prof. Dr. Karayaylalı, hastalığın en belirgin özelliğinin ise baş
dönmesi, kalpte çarpıntı, göğüs sıkışması, göz kararması, burun kanaması olduğunu söyledi.

Kendini sağlıklı hisseden herkesin yılda mutlaka bir veya iki kez tansiyonunu ölçtürmesi gerektiğini bildiren Prof. Dr. Karayaylalı,”Normal tansiyon değerleri 120′ye 80 milimetre civa basıncıdır. Halk deyimi ile 12′ye 8 olan değer, 14′e 9′u bulur ve geçerse tehlikeli boyuttadır. 16′ya 10′u bulursa daha ciddi boyuttadır, 18′e 11 ise korkunçtur” dedi.

eXTReMe Tracker
iyiliksaglik.bloggum.com aytuğ akdoğan ödüllü 1. seo yarışması ve yurtta barış dünyada barış